11/5/2007
COCUK DAYAGI ASLA SÖYLEMEZ
International Hospital Çocuk ve Adolesan Psikiyatristi Prof. Dr. Aysel
Eksi, çocuk ve dayakla olan ilişkisi hakkındaki soruları yanıtladı.
Sizce Türkiye'de dayak yemeyen çocuk var mıdır?
Var tabii. Bilinçle ve özenle yetiştirilen çocukların çok büyük bir
kısmı dayakla tanışmadan büyür. Ancak dayak konusunu ele alırken şunu
hatırlatmak gerekir ki; nadiren ve çok zorunlu durumda çocuğu fiziksel
olarak cezalandırmakla onu dayakla terbiye etmek arasında fark vardır.
'Her dayak yiyen çocuk ilerde bundan mutlaka örselenir' diyemeyiz. Ben
bir ruh hekimi olarak büyük oğluma bir kez vurduğumu biliyorum. Oğlum
4.5 yaşındaydı ve onu küçük kardeşinin gözüne kalem sokarken gördüm.
Dehşet içinde onu omuzlarından tutup sarstığımı ve poposuna vurduğumu
hatırlıyorum. O anda, oğlumun yaptığı şeyin çok tehlikeli olduğunu
anlatmanın başka yolunu bulamamış olmalıyım, benim de o anda öfkemi
boşaltmam gerekiyordu. Daha sonraki yıllarda oğlumla konuşurken 'biz
seni hiç dövdük mü sence?' diye sordum. 'Hayır' dedi. Çok zorladığım
zaman 'bilmiyorum ama dövdüysen herhalde hak etmişimdir' dedi. Bu çok
samimi bir yanıttı. Çok zorunlu olduğum zaman bu yola başvurmuştum,
bunun oğlumun ruh sağlığın olumsuz etkilediğini söyleyemem.
Dayakla terbiye olmaz
Peki sizce çocuk dayakla terbiye edilebilir mi?
Çocuk dayakla terbiye edilemez. Terbiye, uzun etkili bir eğitim verme,
tutum ve davranış değiştirme biçimidir. Oysa dövülen çocuk için,
annesindeki öfkenin dinmesi önemlidir, aynı davranışları sonra yine
tekrarlayabilir. Pek çok 'dayak arsızı' denilen çocukların neden
dövüldüklerine değil, dayağın sonucuna önem verdikleri görülür. 'Oh ya,
acımadı işte' sözüyle döveni açıkça tahrik ettikleri bile görülür.
Fiziksel cezalandırma yöntemi diyoruz dayağa, çocukları çok olumsuz
etkileyen bir başka cezalandırma biçimi de psikolojik cezalandırmadır.
Çocuğa 'seni bırakır giderim', 'annen olmam', 'seni çingenelere
veririm', 'annene karşı gelirsen ellerin taş olur' gibi tehditler ya da
karanlık bodrumlara kilitlemek gibi cezalandırma yöntemleri de fiziksel
cezalandırma gibi hatta belki daha da ağır şekilde çocuklar üzerinde
olumsuz etki yaratır.
En büyük sorun disiplin
Sizce okullarda dayağın önlenmesi konusunda başarı sağlanabildi mi?
Hayır, hiçbir yerde bu başarı sağlanamadı. Dünyanın çeşitli ülkelerinde
yapılan araştırmalar var. Bu sadece Türkiye'- nin sorunu değil,
İngiltere'- de de tartışılıyor. Ama bir gerçek var ki, öğretmenin
çaresiz olduğu durumlarda kalabalık sınıflarda başvurulan bir yöntem.
Bu konuda aynı yöntemleri kullanarak 6 ülkede yapılmış bir araştırma,
ABD'de bilimsel dergilerden birinde yayınlandı. Araştırma sonuçları
şunu gösterdi: Kendisi sık dayak yiyen çocukların bir başkasına şiddet
uygulama oranı artıyor. Kendisi sık dayak yiyen çocuklarda endişe oranı
yüksek bulundu. Araştırmada ilginç bulunan nokta şuydu; kültürler
farklı da olsa, her kültürde dayağın çocuğun kişiliği üzerinde
bıraktığı izler aynı bulundu.
Çocukluk döneminde anne- babadan dayak yiyen çocuk yetişkinliğinde
dayak atmaya meyilli olur mu? Eğilim artar, olasılık artar. Bilinç
altında çoğu kez dayak atanla özdeşleşme söz konusudur. Dayak atanı
benimser, özdeşleşir onu örnek alır ilerde de kendisi en ufak bir
olayla saldırganlığa geçebilir. Fiziksel şiddet gören çocuğun daha
sonra fiziksel şiddet uygulama olasılığı büyük ölçüde artar ama
kuşkusuz kural değil...
Bu travma, ilerde ne tür sorunlar doğuruyor?
Dayak yiyen çocuğun en büyük sorunu disiplinsizlik oluyor. Cezanın
etkisi azalıyor, bunun sonucunda da disiplin sorunları ortaya
çıkabiliyor. Annelerin dövmesi genellikle biraz daha tolere
edilebiliyor da babaların şiddeti çocukları daha farklı etkiliyor.
Burada kuşkusuz çocuğun yaşı da çok önemli. Özellikle ergenlik
döneminde onuru zedelenen ergende, fiziksel şiddet büyük yaralar
açabiliyor, kin ve nefrete dönüşebiliyor.
Bir çocuğun şiddete maruz kaldığını siz psikiyatrist olarak nasıl keşfediyorsunuz?
Bunu değerlendirmenin çeşitli yolları vardır. Kuşkusuz çocuğun yaşı çok
önemli, küçük çocukların yaptığı resimlerden, oyunlarından onu üzen ve
etkileyen olayları anlayabilirsiniz. Örneğin; bebeklerle bir oyun
düzeni kurdunuz, evcilik oynuyorsunuz. Bu oyun düzeni içinde bazı
bebekler anne ve bazıları da çocuk oldu diyelim. Oyun sırasında bebek
her yaramazlık yaptığında anne bebek, hemen çocuğu bebeği dövüyorsa; bu
çocuğun evde dayakla sık karşılaşmış olduğunu düşünebilirsiniz.
Tecrübeli çocuk psikiyatristleri çocuğun sorunlarını oynadığı
oyunlardan öğrenebilir. Çocuk psikologları için de biraz daha büyük
çocukların yaptığı resimler önemli ipuçları verebilir. Çocuğun yaptığı
resimdeki mor renkler ve siyah karaltılar, çocuktaki dayağın
habercisidir. Çocuklar dayak yediklerini genellikle açık açık
söylemezler. Cinsel tacizde de benzer bir durum vardır. Çocuklar bunu
kendi içlerinde saklar, dile getiremez ama davranışları ile belli
edebilirler. Çünkü evdeki şiddet sadece fiziksel şiddetle, yani dayakla
sınırlı değil. Psikolojik şiddet de çok önemli.
Çocuk resimlerindeki mor renk dayağın ipucunu veriyor
Çocuklar dayak yediklerini asla açık açık söyleyemezler. Ancak bir
psikoloğun çocuğa yaptırdığı resimde dayağın önemli ipuçları vardır.
Çocuğun resminde mor renk ve siyah karaltılar varsa; bu onun evde
şiddete maruz kaldığını göstermektedir




0 yorum yazılmıştır