SiNEM´iN DÜNYASI


Photo Hosting for MySpace at Photo-Host.org
SAAT
MENÜ
KATEGORİLERİM
SON YAZILARIM
SON YORUMLAR
HAVA DURUMU
OYUNLAR 1

Oyunlar
Destekleyenler
Hier klicken!

Blog veya Siteni eklemek icin Link yolla...
Resmi Kurumlar
Sayac & Bilgiler
Arkadaslarim
SASS 2007
Mansur
Esmerka
Selmahlc
Canesim
Sivilcem
Hüseyin izgi
Sibel izgi
Okay Osmanoglu
Reklam

:: Sonraki Sayfa ->

HOSGELDINIZ

11/5/2007

ATESLI COCUGA DUS ALDIRMAYIN

Uzmanlar, soğuk duşun, vücudun dış kısımlarındaki kanın beyine akım etmesine ve beyindeki ateşin daha da yükselmesineAteşi Ölçülen Çocuk neden olabileceği uyarısını yapıyor


Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Çocuk Nörolojisi Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Kürşad Aydın, soğuk duşun, vücudun dış kısımlarındaki kanın beyine akım etmesine ve beyindeki ateşin daha da yükselmesine neden olduğunu, bu nedenle ateşli çocuklara soğuk duş aldırmamak gerektiğini söyledi.

Doç. Dr. Aydın, özellikle 6 ay ile 3 yaş arası çocuklarda görülen yüksek ateşin, gerekli tedbirler alınmadığı takdirde, ateşli havaleye neden olabileceğini belirtti.

Ailelerin, çocuklarında görülen ateşlenmeyi önemsemesi gerektiğini ifade eden Doç. Dr. Aydın, "100 çocuktan 2 ile 5'i ateşli havale geçirir. Ancak yakın akrabalarda ateşli havale görülen kişi, bebeğini önceden muayene ettirip tedbirini almalıdır" dedi.

Çocuklarda görülen ateşin düşürülmesi için öncelikle çocuğun günlük elbiseleri çıkarılarak, ince bir giysiyle bırakılması gerektiğini ifade eden Doç. Dr. Aydın, şunları kaydetti:

"Oda sıcaklığı 18-20 derece olmalıdır. Koltuk altı ateşi 38 derecenin üzerinde ise hemen ateş düşürücü şurup verilmelidir. Ateş düşmediği takdirde, 4-6 saat arayla yeniden ateş düşürücü şurup verilebilir. Havale için en riskli dönem olan 6 ay 3 yaş arası çocuk bulunan evlerde, ateş düşürücü şurup eksik edilmemelidir. Ilık su ile yıkamak veya ılık suyla ıslatılmış pamukla vücudu silmek yararlı olabilir. Ancak, soğuk duş, alkol uygulaması yapılmamalıdır. Soğuk duş, vücudun dış kısımlarındaki kanın beyne akım etmesine ve beyindeki ateşin daha da yükselmesine neden olur. Bu önlemlere rağmen ateşin düşmemesi durumunda, bebek en yakın sağlık kuruluşuna götürülüp çocuk hekimine muayene ettirilmelidir.

11/5/2007

COCUK DAYAGI ASLA SÖYLEMEZ

International Hospital Çocuk ve Adolesan Psikiyatristi Prof. Dr. Aysel Eksi, çocuk ve dayakla olan ilişkisi hakkındaki soruları yanıtladı.

Sizce Türkiye'de dayak yemeyen çocuk var mıdır?

Var tabii. Bilinçle ve özenle yetiştirilen çocukların çok büyük bir kısmı dayakla tanışmadan büyür. Ancak dayak konusunu ele alırken şunu hatırlatmak gerekir ki; nadiren ve çok zorunlu durumda çocuğu fiziksel olarak cezalandırmakla onu dayakla terbiye etmek arasında fark vardır. 'Her dayak yiyen çocuk ilerde bundan mutlaka örselenir' diyemeyiz. Ben bir ruh hekimi olarak büyük oğluma bir kez vurduğumu biliyorum. Oğlum 4.5 yaşındaydı ve onu küçük kardeşinin gözüne kalem sokarken gördüm. Dehşet içinde onu omuzlarından tutup sarstığımı ve poposuna vurduğumu hatırlıyorum. O anda, oğlumun yaptığı şeyin çok tehlikeli olduğunu anlatmanın başka yolunu bulamamış olmalıyım, benim de o anda öfkemi boşaltmam gerekiyordu. Daha sonraki yıllarda oğlumla konuşurken 'biz seni hiç dövdük mü sence?' diye sordum. 'Hayır' dedi. Çok zorladığım zaman 'bilmiyorum ama dövdüysen herhalde hak etmişimdir' dedi. Bu çok samimi bir yanıttı. Çok zorunlu olduğum zaman bu yola başvurmuştum, bunun oğlumun ruh sağlığın olumsuz etkilediğini söyleyemem.

Dayakla terbiye olmaz

Peki sizce çocuk dayakla terbiye edilebilir mi?

Çocuk dayakla terbiye edilemez. Terbiye, uzun etkili bir eğitim verme, tutum ve davranış değiştirme biçimidir. Oysa dövülen çocuk için, annesindeki öfkenin dinmesi önemlidir, aynı davranışları sonra yine tekrarlayabilir. Pek çok 'dayak arsızı' denilen çocukların neden dövüldüklerine değil, dayağın sonucuna önem verdikleri görülür. 'Oh ya, acımadı işte' sözüyle döveni açıkça tahrik ettikleri bile görülür. Fiziksel cezalandırma yöntemi diyoruz dayağa, çocukları çok olumsuz etkileyen bir başka cezalandırma biçimi de psikolojik cezalandırmadır. Çocuğa 'seni bırakır giderim', 'annen olmam', 'seni çingenelere veririm', 'annene karşı gelirsen ellerin taş olur' gibi tehditler ya da karanlık bodrumlara kilitlemek gibi cezalandırma yöntemleri de fiziksel cezalandırma gibi hatta belki daha da ağır şekilde çocuklar üzerinde olumsuz etki yaratır.

En büyük sorun disiplin

Sizce okullarda dayağın önlenmesi konusunda başarı sağlanabildi mi?

Hayır, hiçbir yerde bu başarı sağlanamadı. Dünyanın çeşitli ülkelerinde yapılan araştırmalar var. Bu sadece Türkiye'- nin sorunu değil, İngiltere'- de de tartışılıyor. Ama bir gerçek var ki, öğretmenin çaresiz olduğu durumlarda kalabalık sınıflarda başvurulan bir yöntem. Bu konuda aynı yöntemleri kullanarak 6 ülkede yapılmış bir araştırma, ABD'de bilimsel dergilerden birinde yayınlandı. Araştırma sonuçları şunu gösterdi: Kendisi sık dayak yiyen çocukların bir başkasına şiddet uygulama oranı artıyor. Kendisi sık dayak yiyen çocuklarda endişe oranı yüksek bulundu. Araştırmada ilginç bulunan nokta şuydu; kültürler farklı da olsa, her kültürde dayağın çocuğun kişiliği üzerinde bıraktığı izler aynı bulundu.

Çocukluk döneminde anne- babadan dayak yiyen çocuk yetişkinliğinde dayak atmaya meyilli olur mu? Eğilim artar, olasılık artar. Bilinç altında çoğu kez dayak atanla özdeşleşme söz konusudur. Dayak atanı benimser, özdeşleşir onu örnek alır ilerde de kendisi en ufak bir olayla saldırganlığa geçebilir. Fiziksel şiddet gören çocuğun daha sonra fiziksel şiddet uygulama olasılığı büyük ölçüde artar ama kuşkusuz kural değil...

Bu travma, ilerde ne tür sorunlar doğuruyor?

Dayak yiyen çocuğun en büyük sorunu disiplinsizlik oluyor. Cezanın etkisi azalıyor, bunun sonucunda da disiplin sorunları ortaya çıkabiliyor. Annelerin dövmesi genellikle biraz daha tolere edilebiliyor da babaların şiddeti çocukları daha farklı etkiliyor. Burada kuşkusuz çocuğun yaşı da çok önemli. Özellikle ergenlik döneminde onuru zedelenen ergende, fiziksel şiddet büyük yaralar açabiliyor, kin ve nefrete dönüşebiliyor.

Bir çocuğun şiddete maruz kaldığını siz psikiyatrist olarak nasıl keşfediyorsunuz?

Bunu değerlendirmenin çeşitli yolları vardır. Kuşkusuz çocuğun yaşı çok önemli, küçük çocukların yaptığı resimlerden, oyunlarından onu üzen ve etkileyen olayları anlayabilirsiniz. Örneğin; bebeklerle bir oyun düzeni kurdunuz, evcilik oynuyorsunuz. Bu oyun düzeni içinde bazı bebekler anne ve bazıları da çocuk oldu diyelim. Oyun sırasında bebek her yaramazlık yaptığında anne bebek, hemen çocuğu bebeği dövüyorsa; bu çocuğun evde dayakla sık karşılaşmış olduğunu düşünebilirsiniz. Tecrübeli çocuk psikiyatristleri çocuğun sorunlarını oynadığı oyunlardan öğrenebilir. Çocuk psikologları için de biraz daha büyük çocukların yaptığı resimler önemli ipuçları verebilir. Çocuğun yaptığı resimdeki mor renkler ve siyah karaltılar, çocuktaki dayağın habercisidir. Çocuklar dayak yediklerini genellikle açık açık söylemezler. Cinsel tacizde de benzer bir durum vardır. Çocuklar bunu kendi içlerinde saklar, dile getiremez ama davranışları ile belli edebilirler. Çünkü evdeki şiddet sadece fiziksel şiddetle, yani dayakla sınırlı değil. Psikolojik şiddet de çok önemli.

Çocuk resimlerindeki mor renk dayağın ipucunu veriyor

Çocuklar dayak yediklerini asla açık açık söyleyemezler. Ancak bir psikoloğun çocuğa yaptırdığı resimde dayağın önemli ipuçları vardır. Çocuğun resminde mor renk ve siyah karaltılar varsa; bu onun evde şiddete maruz kaldığını göstermektedir

3/5/2007

TUVALET EGITIMI ICIN NE YAPILMALI?

Uzmanlar çocukların tuvalet eğitimi için en doğru zamanın "iki yaş" olduğunu söylüyor. Ancak bu yaş sınırı, çocuğun psikolojik durumuna göre değişebiliyor. Bazı çocuklar dört yaşına kadar tuvalet alışkanlığını edinemeyebiliyorlar.

Tuvalet eğitimi, çocuk gelişiminin en önemli aşamalarından biri. Tuvalet alışkanlığını kazandırmak için uygun zamanı belirlemek, bu eğitimin önemini anne-baba olarak kavramak ve eğitimin nasıl verilmesi gerektiğiyle ilgili bilgi sahibi olmak çok önemli. Alman Hastanesi'nden Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Alper Soysal, tuvalet eğitimiyle ilgili bilmeniz gerekenleri anlattı.

Doğru zamanı bekleyin
Çocukların büyük çoğunluğu 18-30 aylıktan tuvalet eğitimine başlamak için gerekli becerileri kazanırken, bazı çocuklar ise dört yaşına kadar bu beceriyi kazanamazlar. Hiç telaşlanmayın, bunların her ikisi de normaldir. Çocuk hazır olmadan başlanılan eğitimlerde, öğrenme süreci uzar. 18 aylıkken eğitime başlanan çocukların birçoğu dört yaşına geldikleri halde eğitimlerini tamamlayamamalarına karşın; eğitime iki yaşında başlayanların çoğu, bunu üç yaşında tamamlamış olur.

Genellikle kız çocukları, erkek çocuklarından daha önce mesane ve bağırsak kaslarını kontrol etmeyi öğrenirler. Bu yeteneği kızlar genellikle iki buçuk yaş civarında, erkekler ise üç yaş civarında kazanırlar. Tuvalet eğitimi için en uygun zaman iki yaş ve sonrasıdır ve kesinlikle çocuk bu konuda zorlanmamalıdır.

Hazır olduğunun göstergeleri
- Kakasının düzenli, yumuşak ve şekilli olması, altını belirli saatlerde kirletmesi.

- Bezinin günde en az iki saat ve gece boyunca kuru kalabilmesi.

- Kirli bezden rahatsız olması.

- Çiş veya kakasının geldiğini birtakım hareketlerle belli etmesi.

- Bezinin değişmesi gerektiğini, çiş veya kakasının geldiğini söylemesi.

- Büyüklerini taklit etmesi.

- Sizin tuvaleti nasıl kullandığınızı merak etmesi ve izlemesi.

- Oturağına ilgi göstermesi.

- İç çamaşırı giymek istemesi.



Nasıl başlamalısınız?
- İki yaşından sonra bir lazımlık satın alın, evde uygun bir yere yerleştirin. Lazımlığın "ne işe yaradığı" ve "biraz daha büyüyünce kullanacağı" konusunda açıklamalar yapın.

- Kolay çıkarabileceği kıyafetler giydirin.

- Önce kıyafetleri ile oturağa oturabilir. Çocuğunuzu, günde bir kez giyinik olarak lazımlığa oturtun. Bu, kahvaltıdan sonra, banyodan önce ya da bağırsak hareketlerinin başladığı herhangi bir zaman olabilir. Burada amaç, bebeğin oturağa alışması, onu günlük rutinin bir parçası olarak görmeye başlamasıdır. Oturmak istemezse, onu rahat bırakın. Sakın onu zorla lazımlığa oturtmaya çalışmayın. Eğer korkmuşsa, sakın zorlamayın. Bu durumda, lazımlığı birkaç hafta ortadan kaldırıp, sonra tekrar deneyin.

- Çocuğunuz lazımlığa oturmaya ilgi gösterdikten sonra, onu bezini her kirlettiğinde lazımlığa götürün. Kirli bezi lazımlığa boşaltın.

- Üstünü çıkarmadan da olsa, çocuğunuz çekinmeden lazımlığa oturmayı başardıysa, artık onu elbisesiz ve bezsiz oturtmayı deneyebilirsiniz. Bu aşamada ise birtakım açıklamalar yararlı olabilir; anne-babanın, varsa diğer kardeşlerin ve herkesin tuvaletini böyle yaptığını ona anlatın.

- Tuvalet eğitiminde lazımlığı yere koymak, çocuğu tuvalete oturtmaktan daha iyi olabilir. Bazı çocuklar için lazımlık daha güvenlidir; çünkü ayakları yere basar ve düşmekten korkmazlar. Eğer tuvaleti kullanma kararı verirseniz, çocuğunuzun ayaklarını koyabilmesi için basamak kullanın.

- Çocuğunuz tuvalete gitmek istediğinde ona yardımcı olun, yanında kalın, eline tuvalette otururken oyalanabileceği resimli kitaplar, oyuncaklar vs. verin ve lazımlığına tuvaletini yapmasa bile birkaç dakika oturmasını sağlayın.

- Dört-beş dakikadan sonra çocuğunuzun tuvaletten kalkmasına yardımcı olun. Eğer bu süre içinde tuvaletini yapabildiyse, aşırıya kaçmamak kaydı ile onu övün ve ödüllendirin. Eğer tuvaletini yapamadıysa, bir dahaki sefere yapabileceğini söyleyin.

- Bazen çişten önce kakalarını oturağa yapmayı öğrenirler. Bu yüzden önce kaka eğitimi ile başlayın.

- Eğer çocuğunuzun özellikle bağırsak hareketlerinin başladığı bir zaman varsa (yemekten sonra gibi), onu o zamanlarda oturağa oturtun. Eğer kakası geldiğinde belli ediyorsa (sessizleşiyorsa veya köşeye çekiliyorsa) hemen lazımlığa götürün. 

3/5/2007

BEBEKLER ÖNCE ANLIYOR,SONRA KONUSUYOR

Bebek kelime kullanmaya başlarken, ilk sözlerinin “baba, cici, mama, meme, ninni” gibi kısa ve tekrar eden heceler olduğu belirten uzmanlar, çocuğun sağlıklı dil gelişimi için onunla “çocuk gibi” konuşmak yerine, kelime ve cümlelerin dil kurallarına uygun kullanılması gerektiği vurguluyor.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı tarafından gerçekleştirilen araştırmada, dilin “anlatma” ve “anlama dili” olarak iki bölüme ayrıldığı, bebeklerin dil gelişimi için doğuştan donanımlı olduğu ve duymaya karşı son derece hassas oldukları belirtildi.

Araştırmada, bebeklerin 1 aylıkken, yaptığı rasgele hareketleri duyduğu bir ses ile durdurduğu ve ani ses ya da gürültüyle sıçradığı, 2’nci ayda konuşanı dinler göründüğü ve gülümseyebildiği, 4’üncü ayda kızgın ve hoşnut ses farkını anladığı, 6’ncı ayda “bay bay, mama, dede” gibi kelimeleri tanıyor göründüğü, 8’inci ayda adı söylendiğinde, 9’uncu ayda da “hayır” denince hareketini durdurduğu vurgulandı.

Araştırmadan çıkan sonuçlardan biri de bebeğin ilk yaşında ise sözel isteklere jestlerle yanıt verdiği, 12-14’üncü aylarda her hafta bazı yeni kelimeleri anlar göründüğü ve konuşanın duygusal tonunu daha iyi anladığı, 16-18’inci aylarda 150 kadar kelimeyi anladığı, 18-20’nci aylarda istenmesi halinde büyük resimlerde bedenin çeşitli parçaları ve giysilere ilişkin çeşitli maddeleri gösterebildiği ve “otur, buraya gel, yapma” fiillerine uygun tepkiler verdiği.

1 yaşında anlaşılan ilk kelimeleri söylüyor
Araştırmaya göre, doğumdan sonraki birkaç gün içinde bombardıman şeklinde gelen tüm sesler arasından insan sesini, hatta annelerinin sesini ayırt edebilen bebekler, 2-3 hafta sonra ağlama, esneme ve homurdanma, 1 ay sonra hoşnutluk sesleri, 2 ay sonra refleks ağlama, öksürme ve esneme, 2-5 ay sonra gıgıldama ve gülümseme, 4-8 aylar arasında ses oyunları ve agulama, 6-11 aylar arası hecelerin tekrarından oluşan sesler, 11’inci ayda kelimelerin taklit edilmesini gerçekleştiriyor ve 1 yaşında da anlaşılır ilk kelimelerini söylüyor.

Araştırmada, ilk yılın sonuna doğru çoğu bebeğin kelime kullanmaya başladığı, çocuğun ilk sözlerinin yalnız “baba, cici, mama, meme, ninni” gibi kısa ve tekrar eden heceler olduğu ve iki yaşına kadar kullandığı kelimelerin yüzde 70’inin tek heceli olduğu belirtildi.

Kurallara uygun konuşmalı
Doğuştan konuşma yeteneğine ve organlarına sahip olarak dünyaya gelen bebeğin, bulunduğu toplumun dilini taklit yoluyla öğrendiği ve toplumla da bu dille iletişim kurduğuna dikkat çekilen araştırmada, çocuğun sağlam bir dil yapısına sahip olabilmesi için, onunla konuşurken, “çocuk gibi” konuşmak yerine kelime ve cümleleri dilin kurallarına uygun olarak kullanmak gerektiği vurgulandı.

12/4/2007

MINIKLERIN OYUNCAKLARI

Oyuncak Rehberi

Yeni doğan bir bebeğin oyuncaklara gereksinimi olmaz; ancak, iki ya da üç aylık olduğunda onlara daha fazla dikkat etmeye başlar ve ilk doğum gününden sonra vazgeçilmez olacaktır. Oyuncaklar önemlidir: günün belirli zamanlarında televizyon seyredemezsiniz ya da anne-babalar ve çocuklarla ilgili reklamlara boğulmamış bir dergi okuyamazsınız. Ayrıca, tün anne-babalar çocuklarının “ilerleme kaydetmesini” ister, bu nedenle oyuncakların gelişim sağladığı düşüncesine katılmaları çok kolaydır.

İLK 3 AY
Oyuncak Öğretici Değer
Hareketli, özellikle müzikli, parlak renkli ve basit biçimli olanları seçin Bebeğin dikkatini toplamasına ve şekil tanımasına yardım eder
Plastik Halka El denetimini ve eşgüdümünü geliştirir
Çıngırak El denetimini ve el-göz uyumunu geliştirir; bebeğe bedenin bittiği oyuncağın başladığı yeri öğretir; etki ve tepki
Atlı karınca etrafındaki ayıcıklar Bebeğin odaklanmasını sağlar; uzanmaya teşvik eder; büyüdüğünde onlarla konuşabilir
Asılı oyuncakları olan oyun minderi Çeşitli dokunma deneyimlerini sunar; etki ve tepkiyi öğretir; uzanmaya teşvik eder
Müzikli, çekilen oyuncak Etki ve tepkiyi öğretir
4 - 6 AY
Oyuncak Öğretici Değer
Bez bebekler ve diğer yumuşak oyuncaklar Düşsel oyuna teşvik eden, avutucu nesneler
Yumuşak top El-göz uyumunu geliştirir
Ayna Benlik kavramını besler
Parlak renklerde ve farklı şekillerde yumuşak bloklar Renk ve şekilleri tanımaya yardımcı olur
Oun minderi/oyun merkezi Etki-tepkiyi öğretir
Diş çıkarma halkaları Rahatsız dişetleri yatıştırır
Kumaş kitaplar Dokunma deneyimi kazandırır; kitap sevgisini besler
7 - 8 AY
Oyuncak Öğretici Değer
Bloklar Boyut algısını güçlendirir, renk ve şekil tanımayı sağlar
Toplar El-göz uyumunu ve dengeyi sağlar
Ayna Benlik duygusunu geliştirir
Tahta kitaplar Eğlenceli; sözcük dağarcığını çoğaltır
Telefon Yartıcı oyun sunar, iletişim becerilerini arttıtır
Kutudaki yaylı kukla Nesne kalıcığını öğretir
9 - 12 AY
Oyuncak Öğretici Değer
Kaplar Nesene kalıcılığını öğretir
Üstüste yığılan oyuncaklar Boyut algısını güçlendirir
Delikli herhangi bir şey Nesne kalıcılığını öğretir
Banyo oyuncaklar (duş, kepçe, kova) Ölçme ve tartmaya yardım der; yeni ortamları keşfetmeye cesaretlendirir; güvenli "özgür" oyunla tanıştırır
Birbirine geçen bloklar Boyut algısını güçlendirir; yapılandırma becerileri kazandırır
Direksiyon Düşsel oyun sunar
13 - 15 AY
Oyuncak Öğretici Değer
Şekil sıralama Şekiller arrasındaki ilişkiyi öğrenmesini sağlar
Oyuncak kamyon ya da yürüteç Denge ve yürümeyi öğretir
Üstüste yığılan halkalar Sıralama becerisi kazandırır
Basit yapbozlar Kas becerilerini geliştirir; okuma öncesi beceriler kazandırır
Ayıcık halkaları El becerisine yardım eder
Eşleme oyuncakları Eşleme ve ilk matematik becerisidir
Sıralama çantası Sıralamayı teşvik eder, ilk matematik becerisi
Şekil yerleştirici Sıralama becerilerine yardım eder; boyut algısını güçlendirir
16 - 18 AY
Oyuncak Öğretici Değer
Bebekler ya da doldurulmuş hayvanlar Hayal gücünü geliştirici oyun sunar
Oyuncak at Fiziksel becerileri taşvik eder
Kalın pastel boyalar Çizim ve el becerisini geliştirir
Sabundan balonlar yapan oyuncak İlk bilişsel kavramları öğretir: Bazı maddeler biçim değiştirir

Yorum Yazmayi unutmayalim
Resimler
Chat

Günün Sözü
Best Radyo Canli Yayin & istek
Reklam
Werden Sie jetzt Partner von zanox!
Hier klicken!
www.jamba.at - Klingeltoene Logos Handyspiele
tchibo.de
www.arcor.de
Google
Google